Duyuru & Haberler

ddd

Şarap Semineri ve Uyumlu Yemeklerle Türkiye Şarapları Tadımı

'Gerçek İçinde Saklı' Şarap!

Şarap semineri ve uyumlu yemeklerle Türkiye şarapları tadımı, 8, 9 ve 10 Nisan tarihlerinde birbirinden güzel etkinliklerle sizlerle.

Not: Her gün öğle ve akşam sıralı 5 yemek, uygun Türkiye şarapları ile uzmanlar eşliğinde sunulacaktır.

Devamı...
ddd

Shukar Muzika

Shukar Muzika 7 Kasım 2015 tarihinde sizleri bekliyor..

Devamı...
ddd

Küçük bir kasabadan koca şehre...

Küçük bir kasabadan koca şehre...

Yıllar öncesinin küçük kasabası Kuşadası, bugün birbirinin kopyası kocaman beton blokların insanlara nefes aldırmadığı koca bir şehir oldu. Ancak halen eşi benzeri olmayan güzellikleri barındırıyor. Dilek Yarımadası’nın Sisam Adası manzaralı plajlarında doyasıya yüzebilir, Artemis Tapınağı’nda tarihe yolculuk yapabilirsiniz.


Bizanslılar döneminde adı ‘Ania’ sonra da ‘Scala Nuova’ olan Kuşadası Limanı alüvyonlarla dolan antik Efes şehrinin sahildeki devamı olarak kurulmuş. İlçe bugünkü adını üzerinde Cenevizlilerin inşa ettiği bir kale bulunan Güvercin Adası’ndan alıyor. Birkaç yıl önce Kuşadası Limanı manzaralı Kısmet Hotel’in o eşsiz terasında, yabancı bir arkadaşımın “Sizin ülkenizde tek bir mimar ve onun çizdiği tek bir proje mi var?” sorusuyla karşı karşıya kaldım.


Kuşadası’nda limanın devamındaki Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nın yanında bulunan ve yayalara ayrılmış Barbaros Hayrettin Bulvarı çoğunlukla yabancı turistlere mal satan dükkânlarla dolu. Yolun sonunda ilçenin en gürültülü yeri, barlar sokağı var. PTT’nin bulunduğu köşeden içeriye girip, Kaleiçi denilen bölgedeki ara sokaklarda dolaşırsanız, güzel restoranlar keşfedebilirsiniz. Limandan marinaya doğru giden yolun üzerinde halk plajı var ama Kadınlar Denizi, Cennet gibi çok sayıda başka plaj da deniz sevenlerin hizmetinde. Burada Bodrum ve Çeşme’deki gibi plajlar beklemeyin. Korumar ve Charisma otellerin plajları yüzmek için tercih ediliyor. Küçük Menderes Nehri’nin ağzındaki Pamucak Plajı ise son zamanlarda inşa edilen turistik tesisler ve su parklarıyla dolu.


TARİHİ ESERLERİYLE DİKKAT ÇEKİYOR

 Aziz Yuhanna Kilisesi, Türkiye’deki en güzel camilerden biri konumundaki İsabey... Kuşadası etrafında bulunan tarihi eserler yüzünden ilgi çeken bir bölge. Efes’in bulunduğu Selçuk’ta Artemis heykellerini de görebileceğiniz çok güzel bir müze var. Dünyanın yedi harikasından biri Artemis Tapınağı, dört İncil yazarından biri olan camii ve çarşıda yer alan su kemerleri Selçuk’un diğer tarihi hazineleri arasında yer alıyor. Kuşadası’ndan Samos (Sisam) adasına feribotla geçebilirsiniz. Bu konuda Anker Travel’dan (0256 612 45 98- ankertravel.com)  bilgi alabilirsiniz. CLC Kuşadası Golf & Spa Resort ise golf düşkünlerinin ilçedeki adresi. 


 SİSAM MANZARALI PLAJLAR 

1966’da Milli Park ilan edilen Dilek Yarımadası, 1237 metrelik Samsun Dağı’nın eşsiz manzaralarıyla dolu plajlara sahip. Açıkçası yüzmek için benim tercihim bu plajlar. Üstelik parka giriş ücreti sadece 2 TL. Bunlardan İçmeler, Aydınlık Koyu, Kavaklı Burun, Karasu her yaz çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Kalamaki, en sondaki plajın adı. Burası Samos Adası’na en yakın nokta. Sahilde güneşlenirken yemek vermeniz için yabani domuzlar yanınıza gelirse şaşırmayın. Aklınızda olsun ilk iki plaj kum diğerleri çakıl. Yürüyüş severler plajdan tepeye çıkın ve oradan da Doğanbey isimli eski Rum köyüne yürüyün. Dilek Milli Parkı dünyadaki en önemli biogenetik rezerv alanlarından biri olarak kabul ediliyor. 95 familyaya ait 1000 civarı farklı bitki var. Bunların 31 tanesi Türkiye’ye özel, altısı ise sadece bu yarımadada bulunuyor. Vaşak, çakal, sırtlan, yaban domuzu, yaban atları gibi 28 farklı memeli milli parkta yaşıyor.


NEREDE KALINIR?

Hilton Hotel, eski deri tabakhanelerinin içinde çok şık bir tesis olmuş ve tabakhaneleri de başarılı bir şekilde restore edip turizmin hizmetine sunmuş. Kuşadası’nın klasiklerinden Kısmet Otel (0256 618 12 90 - kismet.com.tr) özellikle manzarasıyla ön plana çıkıyor. Bir zamanlar müthiş bir otel, bir efsaneydi ama artık çok yorgun ve eski görkeminden uzak. Kuşadası’nın tepesinde doğanın içine gömülmüş, 12 odalı Bakkhos (0256 622 03 37) Kirazlı Köyü’nde. Harika bir havuz bu güzelliği tamamlıyor. 7 Bilgeler (0232 894 82 57) bağlar içindeki şaraphane, otel ve restorandan oluşan güzel bir tesis, burada çok özenli bir butik şaraphane göreceksiniz. Tankların bulunduğu üretim yerini, meşe fıçıların ve şişelenmiş ürünlerin bulunduğu mahzen alanlarını gezmek de mümkün. Davutlar’da bulunan Natur-Med (0256 657 22 80 - natur-med.com.tr) 14 yıl önce insanların sağlıksız yaşam tarzını değiştirmek için kurulmuş. Misafirlere doğayı, denizi, mineralli termal suları, sağlıklı beslenmeden yoga ile pilatese, masajdan ozon terapisine kadar ilacın dışındaki pek çok doğal uygulamayı sunuyor. Kadınlar Denizi’nde bulunan Le Bleu Hotel & Resort (lebleuhotel.com) havuzları, plajı, spor ve eğlence aktiviteleri, SPA’sı ve özel iskelesi ile hoş bir alternatif. Gün batımları sıra dışı olan tesis misafirlerini ‘her şey dahil’ sistemiyle ağırlıyor. 392 odalı Amara Sealight Elite Hotel (amaraworld.com.tr) Fransa’nın en önemli thalasso kuruluşu 4000 metrekarelik Relais Thalasso Kuşadası’nı bünyesinde bulunduruyor. Otel, konuklarına dünyaca ünlü marka mekânlarla hizmet edecek. İtalyan mutfağından ‘Fratelli La Bufala’, Türk mutfağının farklı çorba çeşitleri ile birlikte unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerini sunacak ‘Shorba’ bunlardan sadece ikisi.


 NEREDE YENİR? 

Kuşadası’nın arkasındaki güzel manzaralı bir yoldan gidilen ve altı kilometrelik bir mesafede bulunan Kirazlı, Türkiye’de sistematik organik tarımın başladığı ilk yerlerden biri. İzmirlilerin hafta sonu gittiği Köy Sofrası’nın (0256 667 10 03 - koysofrasi.net) kahvaltısı çok meşhur. Lüks gemilerin bazıları buraya köy turu organize ediyor. Güvercin Ada karşısındaki Efe Butik Hotel’in içinde bulunan Lokkum aslında et restoranı ama kahvaltısı da çok güzel, manzarası harika. Deniz ürünleri deyince Kazım Usta (0256 614 12 26) bırakın Kuşadası’nı Türkiye’nin en iyi yerlerinden biri. Fiyatlar makul, mezeler leziz. Marina’daki AVM’de bulunan Tranche (0256 618 28 29) et severler için bir cennet. Almanya’da yetişmiş şefleri işi çok iyi biliyor. Çok zengin bir şarap kavları var. Kaymakamlığın arkasındaki Avlu (0256 614 79 95) ise Ege yemekleri yapan bir esnaf lokantası. Balık Hali’nin yanındaki Gayret Restaurant’ı da (0546 469 33 36) deneyebilirsiniz. Efsanevi balık çorbası var. Akşam meyhane oluyor. Hilton Hotel’in çatısındaki restoranın manzarası da yemekleri de iyi. Kısmet Hotel’in girişindeki Marina Deniz şık bir balık restoranı.  Şef’in Yeri Kısmet’in karşı tarafında ve gün batımında manzarası çok iyi. Burada balık ve sübyeyi tadın. Çevreyolundaki Macit Balık, Davutlar civarındaki Değirmen ve Kıyı Balık da tavsiye edeceğim yerler arasında bulunuyor. Yolunuz Selçuk’a düşerse otogarın yakınındaki Selçuk Köftecisi’ne muhakkak uğrayın. Şirince tarafında ise yörenin yerel mutfağı için Bizim Ev Restaurant’ı deneyebilirsiniz. Doğanbey’de kumsalda bulunan Karina Balık salaş bir mekân ama yemekleri lezzetli.


 NEREDE EĞLENİLİR?

Yolcu gemisi limanında bulunan Nicci Port isimli lounge-bar son zamanların gözdesi. Mekânın önündeki deniz manzarası gece ışıklandırılınca daha ilginç oluyor. 30 yaş üstü için ideal. Canlı müzik için kalenin içindeki Mascaras’a bir uğrayın. Tren’e gidecekseniz yanınızda dam olması şart, kılık kıyafetinize de özen gösterin ki kapıda kalmayın! Canlı müziğin bir diğer adresi Kumrucu Şevki’nin yanındaki Bar 19. Nostalji meraklıları için Kaleiçi’ndeki Heaven Bar, Kuşadası’nın en eskilerinden biri ve yaş ortalaması daha yüksek bir kesime hitap ediyor.

Devamı...
ddd

Sevdalarıydı, gerçek oldu.

Selçuk’ta bir butik otel, üzüm bağları, şaraphane ve kabiliyetli bir şefin elinden yemekler... Sevdalarını gerçeğe dönüştüren bir ailenin sofrasında...

Ülkemizde tarım ve hayvancılık ciddi darbeler aldıkça gastronominin can çekiştiğini söylemek abartılı olmaz. Ama hâlâ yaşıyor Türk mutfağı. Öte yandan rahmetli olan daha da önemli bir olgu var. 

Sohbet sanatı. İyi niyetli diyalog. İyi bir sohbet güzel bir senfoni gibi. Ruhu hem dinlendiriyor hem zenginleştiriyor. Biz bunun yerine kakafonik gürültüyü tercih ediyoruz. Uygar ülkelerde bağırıp çağırmak, avam ve kaba bir dille konuşmak ve suçlamalarla aba altından sopa göstermek güç değil, güçsüzlük belirtisi sayılır. 

Nezaket, aynen iyi yemek pişirmek gibi, sonradan öğrenilen bir yetenek olarak düşünülebilir. Karşındakini hoyratlaşmadan ikna etmeye çalışmak belli bir zeka ve donanım gerektirir.

Bana Toskana’yı hatırlattı dersem abartmış olmam.

Bu tip insanların çoğunlukta olduğu toplum uygar toplum olur. Uygar toplumun bireyleri diyaloğa açıktır ve tolerans sahibidir. Bu tip toplumlardan çok sayıda da bilge çıkar. Eski Anadolu’nun 7 bilgeleri gibi.

Bu bilgelerin öğretileri son yıllarda iyice hoyratlaşan ülkemizde pek yaşamasa da sanki ruh ölmemiş gibi.

Ruhun yaşaması için bazı bedenlere yerleşmesi lazım tabii. Bazen ilginç ve sevdalı insanlar çıkıyor ve bu ruhu yaşatıyorlar.

Selçuk’taki 7 Bilgeler Otel ve Şarapevi’nin sahibi Bilge Yamen’e adını tabii ki ailesi vermiş. Belli ki pedagojiden anlayan, özlemleriyle pratikleri kesişen saygıdeğer insanlar bunlar. 40’ların başındaki idealist ve donanımlı Bilge Bey aynı kendisi gibi değerli (ve o da tıp doktoru olan) bir eş bulmuş -ya da eşi onu bulmuş, ben hanımların bizden akıllı olduğunu hep söylerim- ve sevdalarını gerçeğe dönüştürmüşler: Kuzey Ege’de çok özel bir butik otel, üzüm bağları ve şaraphane. Bana Toskana’yı hatırlattı dersem abartmadığımı bilmenizi isterim.

Kısa dönemli amaçları şaraplarıyla uyumlu bir mutfak yaratmak ve müşterilerini en iyi şekilde ağırlamak. Ama bunun gerisinde benim sezdiğim, kesinlikle ticari olmayan, asıl amaçları yaşam kalitesi olgusu. Huzurlu, doğal ve romantik bir ortamda kendilerine bir çember kurmak istiyorlar. Önce yakın arkadaşlarıyla başlayan ama sonra, müşterileri dosta dönüştükçe giderek genişleyen bir çember. Dalgalı bir okyanusta huzur bulacağınız ve kinle nefretin sınırlarından giremeyeceği bir adacık gibi bir şey.

Uzun ve zor bir proje ama ilk adımlar başarılı. Gösterişli bir mimari yerine doğayla uyumlu, estetik açıdan zarif bir mimari tarzını seçmişler. Etraflarını içten, donanımlı insanlarla çevirmişler.

7 Bilgeler’in halkla ilişkilerini yöneten Sevil Hanım, bu özelliklere ve daha fazlasına sahip biri. Kuzey Ege seyahatimizde üç gün bizle beraber oldu ve gezinin benim açımdan unutulmaz geçmesinde başrolü oynadı. Ailesini de tanıdığım zaman bir şeyi çok iyi anladım. Birbirini seven, sayan ve özgüveni güçlü ailelerden gelen çocuklar, 10 milyar dolara sahip ama sevgisiz ortamda büyüyen ailelerden gelen çocuklara göre çok daha zengin aslında.

Televizyon programı çekimi sonrası Bilge Bey ve eşiyle akşam yemeğinde sohbet ederken de benzer bir şey düşündüm. Dünyanın en iyi yemeklerini ve şaraplarını tercihiniz olmayan bir ortamda yiyip içmektense hoş bir ortamda yiyip içmek çok daha tatminkar. Merak etmeyin yemekler de iyi burada.

Tatlı olarak lavanta brulee’yi tavsiye ederim

Çok kabiliyetli ve genç şef Damla Özay Uğurtaş gayet güzel öğünler sunuyor. 10 öğün ve 2 tatlı denedim. Aralarında kötü olan yoktu. Özellikle beğendiklerim vardı tabii. Örneğin patlıcanlı hellim. Sarımsak ve tereyağıyla sotelenmiş köz patlıcan püresi üzerinde, dil füme, ızgara hellim ve kiraz domates (22 lira). Başka parmesan ve armutlu baklava... Tereyağlı baklava yufkasında parmesan, armut ve ceviz dolgusu. Füme nuara sarılı enginar kalbi ve kremali ançüez sosla sunuluyor (26 lira). Pancarlı ravioli ise pancar ve tatlı lor dolgulu ev yapımı ravioli. Adaçayı sos ve kurutulmuş pastırmayla (26 lira)... Kuru erikli kuzu incik de beğendiklerimden. Kuzu incik kuru erik, kırmızı şarap, tarçın, yıldız anason ve yeni baharla ağır ateşte pişiyor. Patlıcan beğendi ve nar taneleriyle servis ediliyor (34 lira). Tatlı olarak da lavanta brulee tavsiyem. Bahçelerinden gelen lavantayla lezzetlendirilen iyi bir creme brulee (14 lira).

Ördek iyi pişirilmişti

Şef ördekle de güzel şeyler hazırlıyor. Çerkez ördekli ravioli ve çıtır ördek göğsü ve ördek confit gibi. Ama ülkemizde yetiştirilen ördekler benim yurt dışında bulduklarımla aynı kalitede değil. Sanırım aradaki fark beslenme cinsinden kaynaklanıyor. Yeteri kadar yağlı değil bizim yerli ördek. Bundan dolayı iyi bir confit hazırlamak mümkün değil.

Belki ithal ördek kullanarak bu sorun çözülebilir çünkü 7 Bilgeler gerek çıtır ördek gerek ördek confit’yi tam olması gerektiği gibi pişirmişti. Birincisi roze, ikincisi ise kendi yağında ve usul usul.

Şarapların pek çoğunun güçlü, epeyce ekstre edilmiş, yüksek alkol ve meşe kokulu kırmızılar olduğu göz önüne alındığında ördek yanında başka av etlerinin de bu mutfağa yakışacağını düşünüyorum. Kırmızı şarapla uzun süre pişen dana etinin sert kısımları da düşünülebilir. Dananın kuyruk sokumu gibi.

Civardaki üreticilerden seçilecek iyi bir peynir tabağı da şaraplarla uyum sağlar.

Devamı...
ddd

8'İnci bilge!

ASLINDA o, Hacettepe mezunu bir hekim. Aydın Kuşadası'nda göz hekimliği yapıyor. Aynı zamanda İzmir Selçuk'un Çamlık köyünde bağ, şaraphane, restoran, yemek-toplantı salonu ve otelden oluşan rüya gibi bir tesisin sahibi. Yaklaşık 8 yıl önce, kendisi gibi Hacettepeli çocuk endokrin uzmanı eşi Gülgün Hanım'la birlikte aslında emeklilik hayali olan, hekimlikten arta kalan zamanlarında yakalandığı bağcılık ve şarapçılık tutkusunu butik bir işletmeye dönüştürmüş. İş isim bulmaya geldiğinde de, bu topraklarda yaşamış, insanlığın ortak atalarına, düşüncenin, felsefenin babalarına bir saygı duruşu, bir selam veriş olsun diye '7 Bilgeler'de karar kılmış. Öyle ki, ürettiği şaraplara ve otelinin odalarına ilk 4'ü herkesçe kabul gören, bölgemize en yakın yerleşimlerde yaşamış bilgeler 'Thales', 'Bias', 'Solon', 'Khilon', 'Anaxagoras', 'Lassos' ve 'Pyhtagoras'ın adlarını vermiş. O kim mi? Aslında o da bir 'Bilge'... Ama yaşatmaya çalıştığı 2 bin 500 yıllık geçmişin aksine 1973 Bursa İnegöl doğumlu, aileden Karslı Bilge Yamen... Hayatta kopuşlardan ziyade dönüşüm ve başkalaşıma inanıyor. Bu yüzden her günü bir önceki günden farklı yaşamaya çalışıyor. Kaz, ördek, kırmızı et, makarna, peynir ve tabii ki, hobisi iken KOBİ'si olan şaraptan hoşlanıyor. Kendisi ve yakınları için seyahat rotaları hazırlamayı seviyor. Eski bir fotoğrafçı. Aynı zamanda sıkı bir okuyucu ve caz dinleyicisi. Şapkasız çıkmayanlardan! 'Duman' isminde bir kangalı var, ama güvercinleri de olsun istiyor. Dahası mı? O halde buyurun hep birlikte daha yakından tanıyalım...

HAYAT FELSEFESİ

Hayatta kopuşlardan ziyade dönüşüm ve başkalaşıma inanırım. Bu yüzden her günü bir önceki günden farklı yaşamaya çalışırım.

OTOMOBİL

Yerden yüksek olmalı

* İlk arabam Fiat Uno'ydu, şimdi Nissan Quaskai kullanıyorum. Bir otomobilden öncelikli beklentim yerden yüksek olması. Ayrıca, kırsalda rahatlıkla yan yollara girebilmeliyim. Trafikte sakin bir sürücüyüm. Etrafımın keyfini çıkarmak isterim.

BESLENME

Kaz ve ördek eti severim

* Kahvaltıda olmazsa olmazlarım zeytin, peynir, yumurta ve sebzeli çavdar ekmeği. Birçok insanın tercih etmediği bazı Fransız peynirlerini de kahvaltıda tüketmeyi severim. Öğle yemeğimi işyerimde evde hazırlanmış sebze yemeği ve ev yoğurdu ile yaparım. Akşam en sevdiğim öğündür. Şarapla uyumlu lezzetler ararım. Kaz, ördek, kırmızı etten hoşlanırım. Mutfakta hazırlanmış makarnaları yine mutfakta hazırlanmış özgün tatlar içeren soslarla tercih ederim. Yemek sonrası farklı coğrafyalardan peynirler de hoşuma gider. En beğendiğim lezzetler füme tuzlu tatlar. Ekşi ve tatlıyla aram yok. Mutfağa ara sıra girerim. Yaptığım deniz ürünleri sevilir. Ayrıca, güzel pazar kahvaltısı hazırlarım.

MEKAN

Özgün lezzetler sunmalı

* Çevresini yansıtan, özgün tatlar sunan mekanlara gitmekten hoşlanırım. Dere kıyısında da olabilir, dağ başında da, deniz kıyısında da... Önemli olan orayla bütünleşmiş olmalı. Urla İskele'de Yosun, Alsancak'ta Nar Cafe&Restoran, Forum Bornova'da Kitchenette, Konak Pier'de Mezzaluna, Güzelbahçe'de Şef Murat, İstanbul'da Adahan Otel Cachi Restoran, Zorlu Center Eataly, Edirnekapı Asitane, Bordeaux'da geniş kava sahip La Brasserie Bordelaise, Verona Negrar'da kendi Amarone'si ile yemeklerini eşleyen Locanda 800, Sancerre'de La Tour, Toledo'da İspanya'nın en büyük kavına sahip Adolfo, San Sebastian'da Atari Gastroteka en sevdiğim mekanlar arasında. Gittiğim yerde en çok dekorasyon, temizlik-hijyen ve lezzete dikkat ederim. Tabii, şarap menüsü de benim için önemli.

SPOR

Yürüyüş, basket ve yüzme

* Her gün spor yaparım. Yürürüm, basketbol oynarım ve yüzerim. Takım tutmam. Kayak yapmak istiyorum ama sakatlanmaktan korkuyorum.

TATİL

Sanat, kültür, gastronomi

* Yılda 7-8 kez tatile çıkarım. Genelde 5-7 gün arası olur. Daha çok, şarap ve gastronomi rotalarına da izin veren kültür turları yaparım. Fransa, İtalya, İspanya'daki şarap bölgeleri özellikle sık ziyaret ettiğim yerler. Güzel sanatlar müzelerine de mutlaka uğrarım. Tatil benim için sanat, kültür ve gastronomi demek.

HOBİ

Hobim artık oldu KOBİ

* Kendim ve yakınlarım için seyahat rotaları hazırlamayı severim. Aylar öncesinden dakikası dakikasına planlama yaparım. Eski bir fotoğrafçıyım. Yurt içi ve dışı sergilere katıldım. Artık izleyici ve eleştirmenim. Tabii, şarap da benim eski bir hobim ama artık oldu bir KOBİ. Sıkı bir okuyucuyum. Felsefe, tarih ve antropoloji konulu kitapları severim. Ara ara tarihi romanlara da göz kırptığım olur. Günün her saatinde müzik dinlerim. Caz, klasik ve Fado türlerini severim. Pazar sabahları eski taş plak sanat müziklerini dinlemekten keyif alırım. Harita ve taş koleksiyonu oluşturmak istiyorum. Konserleri severim. Kendi mekanımızda her yaz dönemi yurt içi ve dışından grupların katılımıyla caz konserleri düzenliyoruz. Bu etkinlikler sayesinde sanatçılarla sohbet etme ve onların artık caz tarihine geçmiş anılarını dinleme imkanı da buluyoruz. Kışın ise etnik müzik konserleri düzenliyoruz. Eşimle seyahatlerimizde de gittiğimiz şehirlerin caz kulüplerini ziyaret edip caz performanslarını dinleme fırsatımız oluyor.

KARİYER

Seyyah olmayı istiyordum

* Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Göz hastalıkları uzmanlık eğitimimi ise Dokuz Eylül Üniversitesi'nde tamamladım. 2004-2005'te özel bir hastane ve tıp merkezinde çalıştım. Ardından, iki arkadaşımla birlikte Özel Adagöz Dal Merkezi ve Cerrahi Birimi'ni kurduk. Halen bu merkezde göz hekimi olarak çalışıyorum. Ayrıca, 2010'da, eşimle birlikte 7 Bilgeler otel, restoran ve şaraphanesini kurduk. Halen şarap üretimini ve işletme idaresini eşim ve diğer arkadaşlarımızla devam ettiriyoruz. Çocukken seyyah olmak istiyordum. Lise çağlarından itibaren de seyahat etme fırsatları buldum. İlk paramı üniversitede kitap satarak kazandım.

GÜNE BAŞLANGIÇ

Her gün 06:30'da ayaktayım

* Genelde 23:00'te yatar 06:30'da da kalkarım. Evden çıkışım 08:00. Aradaki 1.5 saatlik zaman diliminde sabah yürüyüşümü yaparım. Kişisel bakımımın ardından hazırlanır ve kahvaltımı ederim.

MODA

Beni şapkasız görmek zordur

* Modayı takip ettiğim söylenemez. Spor, rahat giyinmeyi severim. Şapka takmayı (özellikle de klasik tarz) severim. Yeşil ve lacivert renklerden hoşlanırım. Genelde hazır giyinirim. Kıyafetleri eşimle birlikte alırım.

TEKNOLOJİ

Aram iyi ancak yoruyor da

* Teknolojiyle aram iyi ama beni yoruyor. Facebook'ta da, Twitter'da da varım. Daha çok 7 Bilgeler'de yaptığımız etkinlikleri paylaşırım. Twitter'ı gündemi takip için kullanıyorum. Pinterest'i seviyorum. Özellikle ilgi alanlarımı takipte, mimari, peyzaj ve aydınlatma fikirlerine ihtiyaç duyduğumda tercih ediyorum. Seyahat planlarken de Tripadvisor imdadıma yetişiyor!

SEVİMLİ DOSTLAR

Arzum güvercin beslemek

* Bir hayvanım yok ama işletmede baktığımız 'Duman' isminde 2 yaşında bir kangalımız var. Güvercinlerim olsun istiyorum. Buna da biraz zaman lazım zannedersem.

KİMDİR?

Adı ve soyadı: Bilge Yamen
Doğum yeri ve yılı: Bursa İnegöl, 1973
Eğitimi: Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
İşi: Göz hekimi ve turizmci
Burcu: Koç
Medeni durumu: Gülgün Yamen'le evli. 21 aylık Defne adında bir kızı var.

Devamı...